سنگ گور-Mezartaşı

5 10 2009

Ertuğrul Çelebi’ye ait Mezartaşı Kitâbesi

پيوند با كسي نكند هر نه كه عاقلست

 
چون عاقبت ز صحبت ياران بر يد نيست


بدعا روح مرا شاد كن آنكه كذرد
بر سر تربت ما چون كذرى فاتحه خوان

Pîvend bâ kesî ne-koned her ne ki âkılest

Çün âkıbet zi-sohbet-i yârân ber yed nîst

Be-duâ rûh-ı merâ şâd kon ânki gozered

Ber ser-i türbet-i mâ çün gozerî Fâtiha hân 

Akıllı olan kimseye bağlanmaz

Dostlarla beraberliğin akıbeti elde olmadığına göre

Ey zâir duayla ruhumuzu sevindir

Türbemizin başından geçerken Fâtiha oku

 

 

Bursa Osmangazi ilçesinde, 1395 yılında Ertuğrul Çelebi adına yaptırılan Ertuğrul Camii’nin bahçesinde bulunan bir şehzâde kabri.

Yıldırım Bayezid’in oğlu Ertuğrul Çelebi’ye ait olan kabir, 2009 yılında tecdid edilmiş ve farsça kitâbesi Hattat Mahmut Şahin tarafından ta’lik hat ile yazılmıştır.

      

Yıldırım Bayezid Han (ra), devletinin geleceği için en fazla ümit beslediği bir veliahd olarak şehzadesi Ertuğrul’u, diğerlerinden daha önde tutuyordu. Onu, Sivas’a vali olarak göndermişti. Burada devlet idaresi ve diplomasiyi öğreniyor, ileride Osmanoğlunun hayrul-halefi olmaya hazırlanıyordu.

Ne var ki Timur da, Anadoluda kasırga gibi esmeye başlamış ve Osmanoğlu ile olan üstünlük ve hakimiyet davası sahralara dökülmüştü. Bu günlerden birinde, Timurun yolu Sivasa da uğrar ve şehirde taş üstünde taş, beden üstünde baş bırakmayacak bir tahribat yapar. O anda vali Ertuğrul’a da kıymış ve Yıldırımın sevgili şehzadesini de, genç ekin misali biçmiştir.

Durumu haber alan Yıldırım Bâyezîd, hem bir kalenin düşmesi hem de birçok yiğitle birlikte evlâdını kaybetmenin acıları içerisinde derin bir mâteme büründü. O sırada Uludağ sırtlarındaydı.  Bir müddet sonra koyunlarını önündeki ovaya salmış, sırtını koyu gölgeli bir çınarın gövdesine dayamış yalnız bir çoban gördüler. Koyunlar uslu uslu otluyor, çoban da kaygısız kaygısız kavalına üflüyordu. Bu rahat manzara padişahın dikkatini çekmişti… Birkaç dakika imrenerek seyretti… Ve sonra dilinden mi, yoksa ruhundan mı koptuğu belli olmayan şu sözlerini mırıldandı:

“Çal çoban çal! Keyif de senin, rahat da… Ne Sivas gibi kalen gitti, ne Ertuğrul gibi oğlun!…”

Tarihimize sahip çıkma konusunda emeği geçenlere, Hocamız Mahmut Şahin’e ve fotoğraflar için Neslihan Duran’a teşekkür ederiz.


İşlemler

Bilgi

Bir cevap

12 02 2010
mahmut şahin

Çok teşekkür ederim serra ayrıca senin gibi tarihine düşkün öğrencilere diye bitirmeliydin yazıyı.Allahıma emanet…

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

Gravatar
WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s




Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 124 other followers